<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Chat Sesli Sohbet Görüntülü Sohbet Kameralı &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.seslialem.com/seslichat/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslialem.com</link>
	<description>Sesli Chat Sesli Sohbet Görüntülü Chat Görüntülü Sohbet Kameralı Sohbet Üye Olmadan Sohbet Edebilirsiniz Sesli Sohbet Sitemize Hoşgeldiniz.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Dec 2011 10:51:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bitmeyen aşk</title>
		<link>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 15:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>
		<category><![CDATA[Bitmeyen aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7428</guid>
		<description><![CDATA[1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından<span id="more-7428"></span> genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. Genç adam, genç kızın uzattığı elmayı alır. Parlak bir ışık onun karanlığına değmiştir.</p>
<p>Ertesi gün, bu genç kızı yeniden görmeyi umut etmenin bile çılgınca olduğunu duşünmesine rağmen, çitin ötesine bakmaktan kendini alamaz. Dikenli tellerin öteki yanındaki genç kız ise, kendisini bu denli heyecanlandıran yüzü yeniden görmeyi arzular. Elinde elma ile koşarak çitin kenarına gelir. Tipi ve dondurucu havaya rağmen kız, elmayı dikenli tellerin üstünden uzattığında, kalbi birkez daha sıcak duygularla dolar.</p>
<p>Bu sahne birkaç gün boyunca tekrarlanır. Sadece bir an ve sadece birkaç kelime edebilmek için bile olsa birbirlerini görmek için sabırsızlanırlar. Bu anlık karşılaşmanın sonuncusunda, genç asker üzgün bir yüz ifadesi ve titreyen sesi ile;</p>
<p>- Yarın bana elma getirme, burada olmayacağım. Beni başka bir kampa gönderiyorlar&#8221; der ve geri dönüp vedalaşamayacak kadar buruk bir şekilde uzaklaşır.</p>
<p>O günden itibaren, kederli anlarında o tatlı kızın görüntüsü gözlerinde canlanır. Gözleri, sözleri, nezaketi, saflığı, utangaç yüz ifadesi&#8230; Genç adamın tüm ailesi savaşta ölmüştür. Tanıdığı hayat bütünüyle yok olmuş, sadece bu bir tek anı canlı kalarak kendisine umut vermeyi sürdürmüştü.</p>
<p>1957 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, her ikisi de göçmen olan, fakat birbirlerini tanımayan iki yetişkin, arkadaşları aracılığı ile tanışırlar.</p>
<p>- Savaş sırasında neredeydiniz? diye sorar kadın.</p>
<p>- Almanya da bir toplama kampındaydım diye yanıtlar adam.</p>
<p>Kadın tatlı bir tebessümle bir an uzaklara dalar ve daha sonra;</p>
<p>- Toplama kampındaki bir gence, elma attığımı anımsıyorum. Bir kaç gün hep aynı yerden çitin öteki yanındaki askerle konuşur, bakışırdık. Sonra o gitti&#8230; Ama ben o nu hiç unutamadım. Hep sevdim&#8230; Çok sevdim.</p>
<p>Adam şaşkınlıkla sorar;</p>
<p>Bir gün o genç sana &#8220;Artık elma getirme, çünki başka bir kampa gönderiliyorum&#8221; dedi mi?</p>
<p>Kadın iyice şaşırmış bir ses tonu ile:</p>
<p>- Evet. Ama siz bunu nereden biliyorsunuz? diye sorar.</p>
<p>Adam kadının gözlerinin içine bakarak;</p>
<p>O genç asker bendim. Yıllarca hep düşündüm, hep o güzel birkaç günün anısı ile doldurdum düşlerimi. Benimle Evlenir misin?</p>
<p>1996 Yılında Sevgililer Gününde, Oprah Vintfrey televizyon şovunun çekimlerinde, aynı adam kırk yıllık eşine duyduğu sevgiyi bir kez daha milyonlar önünde anlattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz yıldızı</title>
		<link>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 14:13:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz yıldızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7348</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi hareketler yapan bir insan görüntüsü görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus  sahiline giden<span id="more-7348"></span> aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir  yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi  hareketler yapan bir insan görüntüsü görmüş. Başlayan güne dans eden biri  olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını  hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini  görmüş. Bir kaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve yumuşak bir hareketle  okyanusa fırlatıyormuş.</p>
<p><strong>Biraz daha yaklaşınca seslenmiş:<br />
&#8220;Günaydın.  Ne yapıyorsun böyle ?&#8221;</strong></p>
<p><strong>Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş  :<br />
&#8220;Okyanusa deniz yıldyzı atıyorum.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Sanırım şöyle sormalıydım demiş  Bilge adam&#8230; Neden okyanusa deniz yıldızı atıyorsun ?&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Güneş çoktan  yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ama  delikanlı görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz  yıldızıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez !&#8221;</strong></p>
<p><strong>Genç adam kibarca dinlemiş,  eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru  fırlatmış.<br />
&#8220;Bunun için farketti.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Bu cevap bilgeyi şaşırtmış ne  söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine  gitmiş. Gün boyunca birşeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün  önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış. Nihayet akşama  doğru farketmiş ki, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin  asıl yaptığının; evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni gözlemeyi değil,  evrende bir oyuncu olmayı ve fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış ve utanmış.  O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini  bilerek uyanmış. Yataktan kalkmış, giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve  bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın gözü kördür</title>
		<link>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 10:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7344</guid>
		<description><![CDATA[Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan , insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, &#8221;SAFLIK&#8221; ortaya bir fikir atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkes de bu fikre sıcak bakmış ÇILGINLIK çılgın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan ,  <span id="more-7344"></span>insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne  yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her  zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, &#8221;SAFLIK&#8221; ortaya bir fikir  atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkes de bu fikre sıcak bakmış  ÇILGINLIK çılgın olduğun için bağırarak ortaya atılmış &#8211; Ben ebe olmak  istiyorum. ben ebe olmak istiyorum&#8230; oradakilerin hiç biri çılgınlık kadar atak  olmadığı için oldukları yerde kalakalmışlar.</p>
<p><em><strong>ÇILGINLIK bir ağaca  yaslanmış ve başlamış saymaya &#8211; bir iki üç&#8230; ÇILGINLIK saymaya başladıktan  sonra iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yerler aramaya başlamışlar. ŞEFKAT  ayın boynuzunu asılmış. İHANET çöp yığınlarının içine girmiş SEVGİ bulutların  arasına kıvrılmış YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş ancak yine  herkesi kandırıp gölün dibine saklanmış. TUTKU dünyanın merkezine girmiş PARA  HIRSI bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış ve ÇILGINLIK sayamaya devam  etmiş -yetmiş dokuz seksen seksenbir&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>AŞK ın dışında bütün iyi huylar  ve kötü huylar saklanmışlar AŞK kararsız olduğun için bir türlü saklanacağını  bilemiyormuş ÇILGINLIK doksan yediye gelmiş -doksan sekiz doksan dokuz ve yüz&#8217; e  vardığında aşk sıçrayıp etraftaki güllerin arasına girmiş ve oraya saklanmış  ÇILGINLIK bağırmış sağım solum sobe saklanmayan ebe demiş&#8230; arkasına döndüğünde  ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş. TEMBELLİK ayaktaymıs çünkü saklanacak enerjisi  yokmuş ÇILGINLIK sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin  arasında,SEVGİYİ bulutların arasında, YALANI gölün dibinde ve TUTKUYU dünyanın  merkezinde bulmuş sadece biri hariç herkes yavaş yavaş geriye dönmeye  başlamış.</strong></em></p>
<p><em><strong>ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış HASET son saklanan bulunamadığı  için haset duyarak, ÇILGINLIĞIN kulağına fısıldamış. AŞK ı bulamıyorsun ama o  güllerin arasında saklanıyor&#8230;. ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış  ve güllerin arasına sopayı çılgınca saplamış, saplamış,saplamış&#8230; ta ki yürek  burkan bir haykırma onu durdurana kadar&#8230; haykırıştan sonra AŞK elleriyle  yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmaklarının arasından sicim gibi kan  akıyormuş ÇILGINLIK , AŞKI bulmak için heyecandan aşkın gözlerini kör etmiş. -ne  yaptım ben seni kör ettim. Ne yapa bilirim&#8230; AŞK cevap vermiş -gözlerimi geri  veremezsin ama istersen bana kılavuzluk yapabilirsin&#8230; Ve o günden beri AŞKIN  GÖZÜ KÖRDÜR VE HER ZAMAN ÇILGINLIK YANINDADIR!!</strong><span style="color: #800080;"><strong> </strong></span><br />
<span style="color: #800080; font-size: small;"><strong><br />
</strong></span><br />
</span></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen aşk nedir bilirmisin</title>
		<link>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 02:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sen aşk nedir bilirmisin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7335</guid>
		<description><![CDATA[Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen.<span id="more-7335"></span> Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen.</p>
<p>Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe sacar senin yaşamına. En yorgun oldugun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır .</p>
<p>Onu görmeden gelen bir gece ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz, kalakalmışsındır ondaki o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cedaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın?</p>
<p>Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da. Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk adamı</title>
		<link>http://www.seslialem.com/ask-adami.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/ask-adami.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 22:09:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7282</guid>
		<description><![CDATA[Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı.<span id="more-7282"></span> Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.</p>
<p>Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is&#8230;’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.</p>
<p>Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ&#8230;</p>
<p>Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.</p>
<p>O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.</p>
<p>Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına&#8230; Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/ask-adami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acele Karar Vermeyin</title>
		<link>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 12:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7277</guid>
		<description><![CDATA[Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için<span id="more-7277"></span> ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: &#8220;Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın&#8221; demişler&#8230;İhtiyar: &#8220;Karar vermek için acele etmeyin&#8221; demiş.&#8221;Sadece at kayıp&#8221; deyin, &#8220;Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.&#8221; Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş&#8230;Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.&#8221;Babalık&#8221; demişler, &#8220;Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..&#8221; &#8220;Karar vermek için gene acele ediyorsunuz&#8221; demiş ihtiyar. &#8220;Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?&#8221; Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden &#8220;Bu herif sahiden gerzek&#8221; diye geçirmişler&#8230;Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.&#8221;Bir kez daha haklı çıktın&#8221; demişler. &#8220;Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın&#8221; demişler. İhtiyar &#8220;Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz&#8221; diye cevap vermiş.&#8221;O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.&#8221; Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler&#8230; &#8220;Gene haklı olduğun kanıtlandı&#8221; demişler. &#8220;Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer&#8230;&#8221; &#8220;Siz erken karar vermeye devam edin&#8221; demiş, ihtiyar. &#8220;Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde&#8230; Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.&#8221;</p>
<p>Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:</p>
<p>&#8220;Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuduktan Sonra Yakın</title>
		<link>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 19:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler Okuduktan Sonra Yakın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7235</guid>
		<description><![CDATA[Okuduktan Sonra Yakın Tırnaklarımla dudaklarım arasındaki eflatundan koyulaşan mor renginin ahengini, hangi ressam tablosunda sergileyebildi; hangi sözle anlatabildi bu rengin gizemini Sonra bedenimi ligime ligime eden zamanın aynalarla olan anlaşmasını izledim sessizce, tüm kanımım boşalıp ta tekrar yerine konuluşunu, ruhumun bedenime gelip gitmesini. Zifiri karanlıkta yüzümde gördüğüm iki mor halka, bir çingenenin koluna taktığı bilezik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuduktan Sonra Yakın<br />
Tırnaklarımla dudaklarım arasındaki eflatundan koyulaşan mor renginin ahengini,</p>
<p><span id="more-7235"></span>hangi ressam tablosunda sergileyebildi; hangi sözle anlatabildi bu rengin gizemini Sonra bedenimi ligime ligime eden zamanın aynalarla olan anlaşmasını izledim sessizce, tüm kanımım boşalıp ta tekrar yerine konuluşunu, ruhumun bedenime gelip gitmesini.</p>
<p>Zifiri karanlıkta yüzümde gördüğüm iki mor halka, bir çingenenin koluna taktığı bilezik, iri iki küpe, ışığın içinde oynaşan toz zerreciklerinin yansıttıkları renklerle boyadım eski resmini, her şey bir simidin susam taneleri gibiydi başta, giden umurumda olmadı ama kalanlar yetti. Birleştirdim her birinin gözlerinin rengini şarap kadehinden yapılmış kırık paletimde, karanlığı çizdim uçsuz bucaksız aydınlığa. Ama hiçbirinin gözleri siyah değildi. Soydum yalnızlığı çırılçıplak geçirdim karşıma, utandı bakamadı gözlerime.<br />
Yapamadım resmini. Sardım şefkatle örttüm üzerini. Uyuduk tek kişilik iskemlemde. Bir cümle beynimde yankılanıyor aklıma sen geldiğinde “şarabı ağzından içmek istiyorum” çünkü bu aşktan da üstün&#8230;</p>
<p>Sana sıradan aşk masalları anlatmak, Mozart’a notaları tanıtmak, Picasso’ya renkleri anlatmak gibi. Farklıyım bunu artık iyice anladım. Zaten sana aşık olmak için farklı bir insan olmak gerekmez mi? Dinlediğim her melodide gözlerin geliyor aklıma. Ha ağladı ha ağlayacak gibi bakan, her sözünde başının yana çevrilişi, sana her bakışımda gözlerinin sığınacak delik araması, heyecanlanman geliyor aklıma&#8230;</p>
<p>İşte kanımla hazırladığım benden bir parça sana. Bu yaşadıkça ben de yaşayacağım. Atsan da yaksan da bu bir lanet gibi yaşayacak asırların silinmiş izlerinde. Bir gün gelecek tüm kanımı boşaltıp senin heykelini yapacağım. Sana verdiğim her şeyde kendi kanım olacak. Baktığın biblonun renginde, taktığın kolyenin alçısının içinde, bir bakirenin saf kanı gibi değerli, bir erkek bebeğin sünnetinin artığı gibi kutsal, yerde kalmış kan gibi önemli, mezarda toprağa yayılıp kaybolan kan gibi belki sıradan. Merak ettin mi nereye gidiyor bunca kan? belki denize akıyor tanyelini boyuyor kimse uyanmadan. Bir hayaletin aynada ki yansımasını görmeyi, yarasanın gün ışığını özlediği gibi korkuyorum seni sevmekten. biliyorum hazin sonumu kendim hazırlıyorum. Yine de kendi derdime yanmak istiyorum. kalbim sinsice hazırlıyor bedenimin sonunu. Bazen sıkıp avuçlarımda parçalamak istiyorum. Apansız bir uykuya dalıyorum.</p>
<p>Gördüğüm düşlerde sen varsın. Her nereye baksam oralarda bir yerlerde dolaşan hayaline rastlıyorum, uzatıyorum ellerimi. Ben sana değil bana verdiğin aşka aşığım. Gördüklerim düş değil, seninle yaşadığım diğer alemin yansımaları. Ne yapsam faydasız gözlerin umudumu kamçılıyor. Yaşamla ölüm arası bir yerlere atmışım voltamı senden gelecek bir cevabı bekliyorum. Benim hiç hayallerim olmadı oyuncaklarımda bu yüzden oyuncak bebeklere takılıp durur gözlerim. Çamura düşmüş oyuncak bebek gibi kalbim. Ancak yıkanırsa anlayacaksın saflığını. Havale geçiren birinin soğuk suyla teması, donan birinin karla ovulması gibi tezat, ölmek üzere olan birinin son duasında ki amin sözünü duyması gibi çaresizim. Sen olmasaydın başkası olacaktı Belki oturup bunları ona yazacaktım değişen ne olacaktı? Amaçlar mı? Benim hiç amacım olmadı. Kapattım gözlerimi zamanın akışına, meydan okuduğum zamanlarda bile o aptallığımın farkındaydı. Beni kendi silahıyla vurup nasıl da aldattı.</p>
<p>Üleştik acıları bir kısmı sende bir kısmı bende. Kalbimi ödünç verdim emrine amade Öptüm dudaklarından acısı bende kaldı tadı sende. Seni sevmek tanyerinin kızıla boyadığı denize maviyi anlatmak, Toprağı tanımamış bir balığın kıyıya vurması. Bir bebeğin düşünde gördüğü meleğe gülümsemesi, şeytanın ilk günahını işlemesi, sulanmamış bir çiçeğin ilk kez suyu tatması, seni sevmek bir serçeye bir kartal kanadı takmak, ayna kırığı gözlerinde ki ilk yalanı anlamak.</p>
<p><span class="baslik">Yazı Sahibi</span></p>
<div class="yazar"><a href="http://www.seslialem.com/hikayeler/l">Melissa Bülbül</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

