<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sesli Chat Sesli Sohbet SesliChat SesliSohbet Görüntülü Sohbet Kameralı Chat Görüntülü Chat Canlı Sohbet &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.seslialem.com/seslichat/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seslialem.com</link>
	<description>Sesli Chat Sesli Sohbet  Görüntülü Chat Görüntülü Sohbet Kameralı Sohbet Üye Olmadan Sohbet Edebilirsiniz Sesli Sohbet Sitemize Hoşgeldiniz. İyi Sohbetler Dileriz.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Sep 2010 21:59:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bitmeyen aşk</title>
		<link>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 15:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>
		<category><![CDATA[Bitmeyen aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7428</guid>
		<description><![CDATA[1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından<span id="more-7428"></span> genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. Genç adam, genç kızın uzattığı elmayı alır. Parlak bir ışık onun karanlığına değmiştir.</p>
<p>Ertesi gün, bu genç kızı yeniden görmeyi umut etmenin bile çılgınca olduğunu duşünmesine rağmen, çitin ötesine bakmaktan kendini alamaz. Dikenli tellerin öteki yanındaki genç kız ise, kendisini bu denli heyecanlandıran yüzü yeniden görmeyi arzular. Elinde elma ile koşarak çitin kenarına gelir. Tipi ve dondurucu havaya rağmen kız, elmayı dikenli tellerin üstünden uzattığında, kalbi birkez daha sıcak duygularla dolar.</p>
<p>Bu sahne birkaç gün boyunca tekrarlanır. Sadece bir an ve sadece birkaç kelime edebilmek için bile olsa birbirlerini görmek için sabırsızlanırlar. Bu anlık karşılaşmanın sonuncusunda, genç asker üzgün bir yüz ifadesi ve titreyen sesi ile;</p>
<p>- Yarın bana elma getirme, burada olmayacağım. Beni başka bir kampa gönderiyorlar&#8221; der ve geri dönüp vedalaşamayacak kadar buruk bir şekilde uzaklaşır.</p>
<p>O günden itibaren, kederli anlarında o tatlı kızın görüntüsü gözlerinde canlanır. Gözleri, sözleri, nezaketi, saflığı, utangaç yüz ifadesi&#8230; Genç adamın tüm ailesi savaşta ölmüştür. Tanıdığı hayat bütünüyle yok olmuş, sadece bu bir tek anı canlı kalarak kendisine umut vermeyi sürdürmüştü.</p>
<p>1957 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, her ikisi de göçmen olan, fakat birbirlerini tanımayan iki yetişkin, arkadaşları aracılığı ile tanışırlar.</p>
<p>- Savaş sırasında neredeydiniz? diye sorar kadın.</p>
<p>- Almanya da bir toplama kampındaydım diye yanıtlar adam.</p>
<p>Kadın tatlı bir tebessümle bir an uzaklara dalar ve daha sonra;</p>
<p>- Toplama kampındaki bir gence, elma attığımı anımsıyorum. Bir kaç gün hep aynı yerden çitin öteki yanındaki askerle konuşur, bakışırdık. Sonra o gitti&#8230; Ama ben o nu hiç unutamadım. Hep sevdim&#8230; Çok sevdim.</p>
<p>Adam şaşkınlıkla sorar;</p>
<p>Bir gün o genç sana &#8220;Artık elma getirme, çünki başka bir kampa gönderiliyorum&#8221; dedi mi?</p>
<p>Kadın iyice şaşırmış bir ses tonu ile:</p>
<p>- Evet. Ama siz bunu nereden biliyorsunuz? diye sorar.</p>
<p>Adam kadının gözlerinin içine bakarak;</p>
<p>O genç asker bendim. Yıllarca hep düşündüm, hep o güzel birkaç günün anısı ile doldurdum düşlerimi. Benimle Evlenir misin?</p>
<p>1996 Yılında Sevgililer Gününde, Oprah Vintfrey televizyon şovunun çekimlerinde, aynı adam kırk yıllık eşine duyduğu sevgiyi bir kez daha milyonlar önünde anlattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/bitmeyen-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz yıldızı</title>
		<link>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 14:13:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz yıldızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7348</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi hareketler yapan bir insan görüntüsü görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus  sahiline giden<span id="more-7348"></span> aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir  yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi  hareketler yapan bir insan görüntüsü görmüş. Başlayan güne dans eden biri  olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını  hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini  görmüş. Bir kaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve yumuşak bir hareketle  okyanusa fırlatıyormuş.</p>
<p><strong>Biraz daha yaklaşınca seslenmiş:<br />
&#8220;Günaydın.  Ne yapıyorsun böyle ?&#8221;</strong></p>
<p><strong>Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş  :<br />
&#8220;Okyanusa deniz yıldyzı atıyorum.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Sanırım şöyle sormalıydım demiş  Bilge adam&#8230; Neden okyanusa deniz yıldızı atıyorsun ?&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Güneş çoktan  yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ama  delikanlı görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz  yıldızıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez !&#8221;</strong></p>
<p><strong>Genç adam kibarca dinlemiş,  eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru  fırlatmış.<br />
&#8220;Bunun için farketti.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Bu cevap bilgeyi şaşırtmış ne  söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine  gitmiş. Gün boyunca birşeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün  önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış. Nihayet akşama  doğru farketmiş ki, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin  asıl yaptığının; evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni gözlemeyi değil,  evrende bir oyuncu olmayı ve fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış ve utanmış.  O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini  bilerek uyanmış. Yataktan kalkmış, giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve  bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/deniz-yildizi-seslichat-seslisohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seslichat Bir büyük aşk öyküsü</title>
		<link>http://www.seslialem.com/seslichat-bir-buyuk-ask-oykusu.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/seslichat-bir-buyuk-ask-oykusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 12:12:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat Bir büyük aşk öyküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7346</guid>
		<description><![CDATA[Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez&#8230;. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç&#8230; Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez&#8230;.  <span id="more-7346"></span>Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir  kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı  otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç&#8230; Birbirileriyle konuşacak cesareti  bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse  bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o  duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında&#8230;. Sırf birbirilerini görebilmek  için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa,  onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra&#8230;  Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu&#8230; Bazen  işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve  elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü  bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına  uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da  tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren  sevgilerden değildi onlarınki&#8230; Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça  sevgileri de büyüdü, büyüdü&#8230; Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir  tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, &#8220;bütün mutlulukların bizim  olmasını beklemek,bencillik olur&#8221; diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk  yerine, sevgilerini büyüttüler&#8230; &#8220;Senin için ölürüm&#8221; derdi kadın, sımsıkı  sarılıp adama ve adma &#8220;Hayır, ben senin için ölürüm&#8221; diye yanıt verirdi hep&#8230;  Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, &#8220;Bir tanem,  kütüphanenin ikinci rafına bak&#8230;.&#8221; Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not  olurdu, &#8220;Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın okuya okuya  koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği  çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı&#8230; Aldığı hediyenin  ne olduğu önemli değildi zaten&#8230;.</strong></span></p>
<p><strong>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın,  işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı  bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar  verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye  başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.  Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap  durumda bir ev gördü kadın, üzerinde &#8220;satılık&#8221; levhası asılı olan. &#8220;Ne dersin,  bu evi alalım mı?&#8221; dedi adama. &#8220;Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.  Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet  edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı&#8230;&#8221; &#8220;Sen istersin de ben hiç hayır  diyebilirmiyim?&#8221; diye yanıt verdi adam. &#8220;Amerika&#8217;daki tıp kongresinden döner  dönmez ararım emlakçıyı&#8230; Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık&#8230;.&#8221;   Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam  Amerika&#8217;ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde  kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık  olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan  kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi  verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevapaldı: &#8220;Canım, o ev bizim bütçemizi  aşıyor. Sen en iyisi o evi unut&#8230;&#8221; Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış  insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik  misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, &#8220;Senin için ölürüm, biliyorsun,  ne olur anlat&#8221; diye dil döktü boş yere&#8230; Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve  sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.</strong></p>
<p><strong>Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton  duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği&#8230; Bir gün,  çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert  yanarken, &#8220;Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım&#8221; diye sözünü kesti  arkadaşı. &#8220;O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir  kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya  geziyorlar &#8220;Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları&#8221; diye bağırdı kadın.  Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı&#8230;. Ertesi gün, öğle vakti  o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının  sadece masal olduğunu anladı&#8230; Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç  çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl  sarıldığını gördü adamın&#8230; Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen  ağlayarak, bazen onasımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her  şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa  geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu  alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, &#8220;son bir kez kucaklamak isterim seni&#8221;  diyecek oldu ama kadın, &#8220;defol&#8221; dedi nefretle&#8230;</strong></p>
<p><strong>İlk celsede  boşandılar&#8230; Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı.  Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle  birlikte Amerika&#8217;ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala  sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar  yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti&#8230;  Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir  sabah, ısrarla çalan zilin sesiyleuyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını  gördü. &#8220;Sen, buraya ne yüzle geliyorsun&#8221; diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.  &#8220;Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.&#8221; dedi genç kadın.  Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: &#8220;Hiçbir şey  göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl  Amerika&#8217;daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü  kaldığını.</strong></p>
<p><strong>Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte  ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden  sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika&#8217;ya  yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının  karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama  olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu  vermemi istedi&#8230;&#8221; Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.  Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra  akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta,  &#8220;Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem&#8221; diyordu&#8230; Sırayla okudu; &#8220;Seni çok  sevdim&#8221;, &#8220;Seni<br />
sevmekten hiç vazgeçmedim&#8221;, &#8220;Senin için ölürüm derdin  hep,doğru söylediğini bilirdim.&#8221; &#8220;Fakat benim için ölmeni istemedim&#8221; &#8220;Şimdi bana  söz vermeni istiyorum.&#8221; &#8220;Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?&#8221; son kağıdı eline  alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın&#8230; Ve son kagitta sunlar  yazılıydı:</strong></p>
<p><strong>&#8220;Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım.  Kocaman terasta<br />
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor  olacağım&#8230;.&#8221;</strong><strong> </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/seslichat-bir-buyuk-ask-oykusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın gözü kördür</title>
		<link>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 10:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7344</guid>
		<description><![CDATA[Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan , insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, &#8221;SAFLIK&#8221; ortaya bir fikir atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkes de bu fikre sıcak bakmış ÇILGINLIK çılgın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan ,  <span id="more-7344"></span>insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne  yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her  zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, &#8221;SAFLIK&#8221; ortaya bir fikir  atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkes de bu fikre sıcak bakmış  ÇILGINLIK çılgın olduğun için bağırarak ortaya atılmış &#8211; Ben ebe olmak  istiyorum. ben ebe olmak istiyorum&#8230; oradakilerin hiç biri çılgınlık kadar atak  olmadığı için oldukları yerde kalakalmışlar.</p>
<p><em><strong>ÇILGINLIK bir ağaca  yaslanmış ve başlamış saymaya &#8211; bir iki üç&#8230; ÇILGINLIK saymaya başladıktan  sonra iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yerler aramaya başlamışlar. ŞEFKAT  ayın boynuzunu asılmış. İHANET çöp yığınlarının içine girmiş SEVGİ bulutların  arasına kıvrılmış YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş ancak yine  herkesi kandırıp gölün dibine saklanmış. TUTKU dünyanın merkezine girmiş PARA  HIRSI bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış ve ÇILGINLIK sayamaya devam  etmiş -yetmiş dokuz seksen seksenbir&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>AŞK ın dışında bütün iyi huylar  ve kötü huylar saklanmışlar AŞK kararsız olduğun için bir türlü saklanacağını  bilemiyormuş ÇILGINLIK doksan yediye gelmiş -doksan sekiz doksan dokuz ve yüz&#8217; e  vardığında aşk sıçrayıp etraftaki güllerin arasına girmiş ve oraya saklanmış  ÇILGINLIK bağırmış sağım solum sobe saklanmayan ebe demiş&#8230; arkasına döndüğünde  ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş. TEMBELLİK ayaktaymıs çünkü saklanacak enerjisi  yokmuş ÇILGINLIK sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin  arasında,SEVGİYİ bulutların arasında, YALANI gölün dibinde ve TUTKUYU dünyanın  merkezinde bulmuş sadece biri hariç herkes yavaş yavaş geriye dönmeye  başlamış.</strong></em></p>
<p><em><strong>ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış HASET son saklanan bulunamadığı  için haset duyarak, ÇILGINLIĞIN kulağına fısıldamış. AŞK ı bulamıyorsun ama o  güllerin arasında saklanıyor&#8230;. ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış  ve güllerin arasına sopayı çılgınca saplamış, saplamış,saplamış&#8230; ta ki yürek  burkan bir haykırma onu durdurana kadar&#8230; haykırıştan sonra AŞK elleriyle  yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmaklarının arasından sicim gibi kan  akıyormuş ÇILGINLIK , AŞKI bulmak için heyecandan aşkın gözlerini kör etmiş. -ne  yaptım ben seni kör ettim. Ne yapa bilirim&#8230; AŞK cevap vermiş -gözlerimi geri  veremezsin ama istersen bana kılavuzluk yapabilirsin&#8230; Ve o günden beri AŞKIN  GÖZÜ KÖRDÜR VE HER ZAMAN ÇILGINLIK YANINDADIR!!</strong><span style="color: #800080;"><strong> </strong></span><br />
<span style="color: #800080; font-size: small;"><strong><br />
</strong></span><br />
</span></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/askin-gozu-kordur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir sevda uğruna</title>
		<link>http://www.seslialem.com/bir-sevda-ugruna.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/bir-sevda-ugruna.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 09:10:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Bir sevda uğruna]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7342</guid>
		<description><![CDATA[Kadın yirmi yedi yaşında&#8230; Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak. Düşünceleri kah hayatın gitgide ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık hayallerde dolaşıyor nefes nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki çocuk haşarı mı haşarı&#8230; Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere yenik&#8230; Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Omuzları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın yirmi yedi yaşında&#8230;  Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş<span id="more-7342"></span><br />
ama inat bu ya hala sımsıcak.  Düşünceleri kah hayatın gitgide<br />
ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık  hayallerde dolaşıyor nefes<br />
nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp  bugünü<br />
renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki  çocuk<br />
haşarı mı haşarı&#8230; Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere  yenik&#8230;<br />
Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış.</p>
<p><em><strong>Omuzları bir küçük kız  çocuğun şımarıklığını sergilercesine &#8220;Bana ne&#8221; ifadesinde. Kıpır,kıpır ya içi..  Arayışları var kendisinden bile sakladığı. Bela da geliyorum demez ya&#8230; İşte  böyle bir anda; ruhu, sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz,  habersiz.. Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi  şaşkın yüreklerin arasında buluverir kendini. Ve&#8230; olanlar olur o zaman. Hiç  beklenmeyen anda buzda kayar gibi &#8220;Hooop&#8221; havada bulur duygularını darmadağınık.  Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenler de yetmiyormuş  gibi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Erkeğin yaşı otuz. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle barışık ve  yaşadığına memnun. Kahkahası ekrandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir  bulut adam. Eşi ve çocuğu için yaşamakta olduğunu saklamadan kadını davet eder  sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle.  Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya  başlarlar.<br />
Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler  sevdalının<br />
gelmesini.  Karşılaşmaları her defasında kahkahaları  hatırlatırcasına şen olur. Zamanın koordinatları buluşamadığında, birbirlerine  teğet geçtiklerinde, hüzün yayılır gecelere.  Uyku tutmaz bekleyişlerde ikisini  de. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda doğarlar her buluşmayla  yeniden.. Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar. Birbirlerini gerçekten merak  ederler.<br />
Bulut adam kadının açlığından, üşümesinden bile sorumlu tutmaya  başlar kendini. Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da  ellerindedir artık. Birbirlerini el<br />
üstünde tutarlar  anlayacağınız.</strong></em></p>
<p><em><strong>Günler, aylar geçer&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>Hayaller ekranlara sığmaz  olur. Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak sarılmak isterler. Hatta  çılgıncasına sevişmek&#8230;<br />
Kadın kıvranır onsuzluğun acılarında.. Özlem  şiddete<br />
dönüşür. Acıtır&#8230; İşkencelere yatırır kadını. Oyun değildir  artık<br />
bu. Aşk ekranda değil hayatın ta içinde yaşamaktadır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bulut  adam sorar durmadan ;<br />
-N&#8217;olacak şimdi&#8230;<br />
Kadın, adam kadar  cevapsız&#8230;<br />
&#8220;Bilmiyorum&#8221; der.&#8221;Bilmiyorum&#8221;<br />
Artık sorgulamalar başlar  duyguları &#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>&#8220;Bu nedir?&#8230;Bunun adı ne..?&#8221;<br />
Kadın aşkı tanımlar ama  çare değildir tanımlamak.. Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilenlerdir. Her  sevdanın başını bir karabasan bekler ya&#8230;Beklemese sevda denen şey olmaz zaten.  İşte bu bir sevdadır ve başında karabasanlar. Kadın unuttuğu aşk gözyaşlarını  hüzünlere, sancılara, onulmaz ağrılara boyar, alaca bulaca. Artık her şeye  gözlerindeki buğuların ardından bakmaktadır. Ve ekrana şunları; buzların  arasından aldığı yüreğinin kalemiyle yazar. Yüreğini buzlara iade etmek  üzere&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>&#8220;Beni ignore et*.Ne olur bunu yap.&#8221;<br />
Bulut adam şaşkındır  belki ama adı gibi bilir. Doğru olan budur. Düşünür bir süre.Susar ekran. Susar  kadının yüreği&#8230; Ölüm<br />
anıdır bu.Verilen son nefestir sanki..</strong></em></p>
<p><em><strong>&#8220;Sevdam  Hayır dese&#8221; &#8221; Sensiz yapamam dese&#8221; diye bekler nefes almak için. Bulut adamın  suskunluğu bozduğu yerde ölecektir kadın.. Bunu ikisi de bilirler. Bir yazı  belirir ekranda çaresizce okunan</strong></em></p>
<p><em><strong>&#8220;Netten çıkıyorum o zaman&#8221;  &#8220;Hoşçakal&#8221;<br />
Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir&#8230;  Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının  &#8220;Hoşçakal&#8221;</strong></em></p>
<p><em><strong>Düşer Bulut adamın gülen yüzü ekrandan. Ve Kadın  ölür&#8230;</strong></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/bir-sevda-ugruna.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizlenen aşklar sesli chat</title>
		<link>http://www.seslialem.com/gizlenen-asklar-sesli-chat.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/gizlenen-asklar-sesli-chat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 07:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gizlenen aşklar sesli chat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7340</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı gerçek bir aşk hikayesini anlatmaktadır ve yazıların hepsi aşık delikanlının günlüğünden alınmıştır : 10. sınıf İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için &#8216;benim en iyi arkadaşım&#8217; diyordum&#8230; ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum&#8230; Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı gerçek bir aşk hikayesini anlatmaktadır ve  yazıların<span id="more-7340"></span> hepsi aşık delikanlının günlüğünden alınmıştır :</p>
<p><strong>10.  sınıf</strong></p>
<p><strong>İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için &#8216;benim en  iyi arkadaşım&#8217; diyordum&#8230; ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim  olmasını istiyordum&#8230; Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu  biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün  notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu  sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama  söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum&#8230;</strong></p>
<p><strong>11.  sınıf</strong></p>
<p><strong>Telefonum çaldı, arayan O idi ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini  kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende  tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve  onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore&#8217;un bir filmi başladı ve  onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için  teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi  bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum  ama çok utanıyordum&#8230;</strong></p>
<p><strong>Son sınıf</strong></p>
<p><strong>Mezuniyet balosundan bir gün önce  yanıma geldi ve &#8220;çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek&#8221; dedi, benimde  çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri  olmazsa partilere birlikte gidecektik, &#8220;en iyi arkadaş&#8221; olarak. Ve partiye  birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu  evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o  güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum&#8230; Ama o  bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana &#8220;hayatımın en  güzel zamanını geçirdiğini&#8221; söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş  olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum  nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum&#8230;</strong></p>
<p><strong>Günler, haftalar, aylar geçti  ve mezuniyet günü geldi çattı&#8230;</strong></p>
<p><strong>Sürekli onu izledim onun mükemmel  vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen  bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum&#8230; Ama o bana benim ona  baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma  geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve &#8220;sen benim en iyi  arkadaşımsın, teşekkürler&#8221; deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak  istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum  nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum&#8230;</strong></p>
<p><strong>Aradan yıllar  geçti&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum&#8230; evet artık  evleniyordu, onun &#8220;evet, kabul ediyorum&#8221; demesini, yeni hayatına girmesini  izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum&#8230; Ama o  bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden  önce yanıma geldi ve &#8220;nikahıma geldin teşekkürler&#8221; deyip yanağımdan öptü. Onu  sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama  söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum&#8230;</strong></p>
<p><strong>Yıllar çok  çabuk geçti&#8230;</strong></p>
<p><strong>Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın  tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya  çıktı&#8230; Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar  şöyleydi&#8230;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim&#8230; Ama o  bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş  olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum  nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum&#8230; Keşke bana beni bir kez sevdiğini  söyleseydi&#8230;&#8221;</strong><strong> </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/gizlenen-asklar-sesli-chat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçüğüm Seslichat</title>
		<link>http://www.seslialem.com/kucugum-seslichat.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/kucugum-seslichat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 04:07:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Küçüğüm Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7338</guid>
		<description><![CDATA[Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün bir kızla geliyordu .Adı esrarengizdi, herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Yeşil gözlü esmerdi. Mahallenin kızları hayrandı ona. Bense nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz. Sadece gelir geçerdi. Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı. Bana gülümsedi. şaşırdım. Ama yine de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün bir kızla  geliyordu .<span id="more-7338"></span>Adı esrarengizdi, herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat  kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Yeşil gözlü esmerdi. Mahallenin  kızları hayrandı ona. Bense nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz. Sadece gelir  geçerdi.</strong></span></p>
<p><strong>Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı.  Bana gülümsedi. şaşırdım. Ama yine de onu sevmiyordum. Fakat o çok  farklıydı.Gece boyunca lambası yanardı. Uyumak yerine onun evini seyrederdim.  Onu sevmediğim halde her şeyiyle ilgileniyordum. Yavaş, yavaş onu gözlemeye  başladım. O an anladım ki, Ona karsı hissettiğim şey sevgiymiş. Artık O eve  gelmeden uyuyamıyordum. Yanına gelen kızları kıskanırdım. Herkes onun kötü  olduğunu söyleyince. Hep onu savunurdum. Onunla karşılaşmak için kapıda  dururdum.</strong></p>
<p><strong>Onu yine yolda gördüm. Bana göz kırptı. Yanımdan geçerken  onu çağırdım. &#8220;Acelem var Küçüğüm&#8221; dedi. Bana aramızdaki yaş farkını  hatırlatmıştı, eve gidip ağladım. Karar verdim Ona aşkımı ilan edecektim. Yolunu  gözledim. Bir gün onu gelirken gördüm. Peşine düştüm o eve girdi. Biraz bekleyip  kapıyı çaldım. Açtı &#8220;Ne var Küçüğüm&#8221; dedi. &#8220;Seni Seviyorum&#8221; dedim. Gülümsedi  &#8220;Evet&#8221; dedi. &#8220;Ne evet&#8221; dedim. Konuşmadı. Koşarak dışarı çıktım. Bir ay boyunca  evden çıkmadım.</strong></p>
<p><strong>Bir gün kızlarla konuşurken. Ambulans geldi onun  evine girdi. Sedye ile onu dışarı çıkardılar. Önümüzden geçerken. &#8216;&#8221;Ben de seni  Küçüğüm&#8221; dedi. Kıpkırmızı oldum herkes bana bakıyordu. Ağlayarak koşmaya  başladım. Aksama kadar sokakta gezdim. Göz yaşlarım durmadan akıyordu. Sonra eve  geldim. Annemler ondan bahsediyorlardı. Sevdiği bir kız varmış. Ailesi  evlenmesine izin vermeyince kız evden kaçmış. Sokak serserileri onu öldürmüş.  Eve getirdiği kızlar evi olmayan kızlarmış. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok sevip acı  çekmiş. İntihar edip hastaneyi aramış. Polisler evin duvarında &#8220;Küçüğüm&#8221;   yazısını bulmuşlar. &#8220;KÜÇÜĞÜM SEN DE ÖLME&#8221; yazıyormuş. &#8220;Ben de seni sevdim,  sevdiklerim gibi sen de ölme diye ben öldüm KÜÇÜĞÜM&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/kucugum-seslichat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen aşk nedir bilirmisin</title>
		<link>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 02:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sen aşk nedir bilirmisin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7335</guid>
		<description><![CDATA[Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen.<span id="more-7335"></span> Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen.</p>
<p>Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe sacar senin yaşamına. En yorgun oldugun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır .</p>
<p>Onu görmeden gelen bir gece ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz, kalakalmışsındır ondaki o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cedaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın?</p>
<p>Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da. Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/sen-ask-nedir-bilirmisin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Gider Acısı Kalır Sesli Chat</title>
		<link>http://www.seslialem.com/ask-gider-acisi-kalir-sesli-chat.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/ask-gider-acisi-kalir-sesli-chat.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 00:11:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Gider Acısı Kalır Sesli Chat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7284</guid>
		<description><![CDATA[Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir&#8230;Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir&#8230;Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="text">Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir&#8230;Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.<span id="more-7284"></span>Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir&#8230;Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur&#8230;Kimi yalnızdır, kimi yorgun&#8230;O yorgunlar için kış uykusu başlar&#8230;Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar&#8230;Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra&#8230;.. Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları&#8230;Kış..Kış..Kış&#8230;.. Azap&#8230;.Ve sonunda doğan gün&#8230;.Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine&#8230;.Hatta sonbaharda bile&#8230;Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel&#8230;Ama ikimizin de suçu yoktu&#8230;Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez&#8230;Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak&#8230;Kendinle savaşmak , hırpalamak&#8230;Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/ask-gider-acisi-kalir-sesli-chat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk adamı</title>
		<link>http://www.seslialem.com/ask-adami.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/ask-adami.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 22:09:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7282</guid>
		<description><![CDATA[Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı.<span id="more-7282"></span> Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.</p>
<p>Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is&#8230;’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.</p>
<p>Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ&#8230;</p>
<p>Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.</p>
<p>O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.</p>
<p>Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına&#8230; Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/ask-adami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın Hikayesi Seslichat</title>
		<link>http://www.seslialem.com/askin-hikayesi-seslichat.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/askin-hikayesi-seslichat.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 13:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Hikayesi Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7280</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:<br />
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve<span id="more-7280"></span> tüm diğerleri, Aşk dahil.</p>
<p>Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, &#8220;Zenginlik, beni de yanına alır mısın?&#8221; diye sormuş.Zenginlik, &#8220;Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.&#8221; demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir&#8217;den yardım istemiş. &#8220;Kibir, lütfen bana yardım et!&#8221;, Kibir &#8220;Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.&#8221; diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: &#8220;Üzüntü, seninle geleyim.&#8221; Üzüntü &#8220;Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.&#8221; Mutluluk da Aşk&#8217;ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk&#8217;ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. &#8220;Gel Aşk! Seni yanıma alacağım&#8230;&#8221;Bu Aşk&#8217;tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk&#8217;a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi&#8217;ye sormuş: &#8220;Bana yardım eden kimdi?&#8221; Bilgi &#8220;O, Zaman&#8217;dı&#8221; diye cevap vermiş. &#8220;Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?&#8221; diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:</p>
<p>&#8220;Çünkü sadece Zaman Aşk&#8217;ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/askin-hikayesi-seslichat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acele Karar Vermeyin</title>
		<link>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 12:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seslichat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7277</guid>
		<description><![CDATA[Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için<span id="more-7277"></span> ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: &#8220;Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın&#8221; demişler&#8230;İhtiyar: &#8220;Karar vermek için acele etmeyin&#8221; demiş.&#8221;Sadece at kayıp&#8221; deyin, &#8220;Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.&#8221; Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş&#8230;Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.&#8221;Babalık&#8221; demişler, &#8220;Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..&#8221; &#8220;Karar vermek için gene acele ediyorsunuz&#8221; demiş ihtiyar. &#8220;Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?&#8221; Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden &#8220;Bu herif sahiden gerzek&#8221; diye geçirmişler&#8230;Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.&#8221;Bir kez daha haklı çıktın&#8221; demişler. &#8220;Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın&#8221; demişler. İhtiyar &#8220;Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz&#8221; diye cevap vermiş.&#8221;O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.&#8221; Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler&#8230; &#8220;Gene haklı olduğun kanıtlandı&#8221; demişler. &#8220;Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer&#8230;&#8221; &#8220;Siz erken karar vermeye devam edin&#8221; demiş, ihtiyar. &#8220;Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde&#8230; Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.&#8221;</p>
<p>Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:</p>
<p>&#8220;Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/acele-karar-vermeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuduktan Sonra Yakın</title>
		<link>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html</link>
		<comments>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 19:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler Okuduktan Sonra Yakın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seslialem.com/?p=7235</guid>
		<description><![CDATA[Okuduktan Sonra Yakın Tırnaklarımla dudaklarım arasındaki eflatundan koyulaşan mor renginin ahengini, hangi ressam tablosunda sergileyebildi; hangi sözle anlatabildi bu rengin gizemini Sonra bedenimi ligime ligime eden zamanın aynalarla olan anlaşmasını izledim sessizce, tüm kanımım boşalıp ta tekrar yerine konuluşunu, ruhumun bedenime gelip gitmesini. Zifiri karanlıkta yüzümde gördüğüm iki mor halka, bir çingenenin koluna taktığı bilezik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuduktan Sonra Yakın<br />
Tırnaklarımla dudaklarım arasındaki eflatundan koyulaşan mor renginin ahengini,</p>
<p><span id="more-7235"></span>hangi ressam tablosunda sergileyebildi; hangi sözle anlatabildi bu rengin gizemini Sonra bedenimi ligime ligime eden zamanın aynalarla olan anlaşmasını izledim sessizce, tüm kanımım boşalıp ta tekrar yerine konuluşunu, ruhumun bedenime gelip gitmesini.</p>
<p>Zifiri karanlıkta yüzümde gördüğüm iki mor halka, bir çingenenin koluna taktığı bilezik, iri iki küpe, ışığın içinde oynaşan toz zerreciklerinin yansıttıkları renklerle boyadım eski resmini, her şey bir simidin susam taneleri gibiydi başta, giden umurumda olmadı ama kalanlar yetti. Birleştirdim her birinin gözlerinin rengini şarap kadehinden yapılmış kırık paletimde, karanlığı çizdim uçsuz bucaksız aydınlığa. Ama hiçbirinin gözleri siyah değildi. Soydum yalnızlığı çırılçıplak geçirdim karşıma, utandı bakamadı gözlerime.<br />
Yapamadım resmini. Sardım şefkatle örttüm üzerini. Uyuduk tek kişilik iskemlemde. Bir cümle beynimde yankılanıyor aklıma sen geldiğinde “şarabı ağzından içmek istiyorum” çünkü bu aşktan da üstün&#8230;</p>
<p>Sana sıradan aşk masalları anlatmak, Mozart’a notaları tanıtmak, Picasso’ya renkleri anlatmak gibi. Farklıyım bunu artık iyice anladım. Zaten sana aşık olmak için farklı bir insan olmak gerekmez mi? Dinlediğim her melodide gözlerin geliyor aklıma. Ha ağladı ha ağlayacak gibi bakan, her sözünde başının yana çevrilişi, sana her bakışımda gözlerinin sığınacak delik araması, heyecanlanman geliyor aklıma&#8230;</p>
<p>İşte kanımla hazırladığım benden bir parça sana. Bu yaşadıkça ben de yaşayacağım. Atsan da yaksan da bu bir lanet gibi yaşayacak asırların silinmiş izlerinde. Bir gün gelecek tüm kanımı boşaltıp senin heykelini yapacağım. Sana verdiğim her şeyde kendi kanım olacak. Baktığın biblonun renginde, taktığın kolyenin alçısının içinde, bir bakirenin saf kanı gibi değerli, bir erkek bebeğin sünnetinin artığı gibi kutsal, yerde kalmış kan gibi önemli, mezarda toprağa yayılıp kaybolan kan gibi belki sıradan. Merak ettin mi nereye gidiyor bunca kan? belki denize akıyor tanyelini boyuyor kimse uyanmadan. Bir hayaletin aynada ki yansımasını görmeyi, yarasanın gün ışığını özlediği gibi korkuyorum seni sevmekten. biliyorum hazin sonumu kendim hazırlıyorum. Yine de kendi derdime yanmak istiyorum. kalbim sinsice hazırlıyor bedenimin sonunu. Bazen sıkıp avuçlarımda parçalamak istiyorum. Apansız bir uykuya dalıyorum.</p>
<p>Gördüğüm düşlerde sen varsın. Her nereye baksam oralarda bir yerlerde dolaşan hayaline rastlıyorum, uzatıyorum ellerimi. Ben sana değil bana verdiğin aşka aşığım. Gördüklerim düş değil, seninle yaşadığım diğer alemin yansımaları. Ne yapsam faydasız gözlerin umudumu kamçılıyor. Yaşamla ölüm arası bir yerlere atmışım voltamı senden gelecek bir cevabı bekliyorum. Benim hiç hayallerim olmadı oyuncaklarımda bu yüzden oyuncak bebeklere takılıp durur gözlerim. Çamura düşmüş oyuncak bebek gibi kalbim. Ancak yıkanırsa anlayacaksın saflığını. Havale geçiren birinin soğuk suyla teması, donan birinin karla ovulması gibi tezat, ölmek üzere olan birinin son duasında ki amin sözünü duyması gibi çaresizim. Sen olmasaydın başkası olacaktı Belki oturup bunları ona yazacaktım değişen ne olacaktı? Amaçlar mı? Benim hiç amacım olmadı. Kapattım gözlerimi zamanın akışına, meydan okuduğum zamanlarda bile o aptallığımın farkındaydı. Beni kendi silahıyla vurup nasıl da aldattı.</p>
<p>Üleştik acıları bir kısmı sende bir kısmı bende. Kalbimi ödünç verdim emrine amade Öptüm dudaklarından acısı bende kaldı tadı sende. Seni sevmek tanyerinin kızıla boyadığı denize maviyi anlatmak, Toprağı tanımamış bir balığın kıyıya vurması. Bir bebeğin düşünde gördüğü meleğe gülümsemesi, şeytanın ilk günahını işlemesi, sulanmamış bir çiçeğin ilk kez suyu tatması, seni sevmek bir serçeye bir kartal kanadı takmak, ayna kırığı gözlerinde ki ilk yalanı anlamak.</p>
<p><span class="baslik">Yazı Sahibi</span></p>
<div class="yazar"><a href="http://www.seslialem.com/hikayeler/l">Melissa Bülbül</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seslialem.com/okuduktan-sonra-yakin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
